Bebeği Beslemek, Büyütmek

Hanehalkı ile ne büyük savaşlara girdiğimi anlatmam zor. Ciyak ciyak, açlıktan ve inattan ağlayan bebek sesleri ile o duvarların içinde batkı eden sinirler… Ettiğimiz kavgalar… Aklımda ve anılarımda “anne sütü” hep bir meydan muharebesi olarak yer eder. Gene de hiç pes etmedim. Sonunda kazandık. 🙂
İki minnoşum da (minnoşun biri bugün otuz üç yaşında, kendi kızını büyütüyor; diğeri diktatoryal ergenlikte…) cidden kötü direndi. Emzirdim, emziremedim, aç mı, tok mu, emiyor mu, emmiyor mu? Her neyse ki ben kötü kesin idim ve kesin olduğumu anladıklarında her ikisi de kuzu kuzu uğraştı, didindi ve en sağlıklı şeyi; anne sütünü emdiler. En yakını on yedi yıl öncesinde kalan o günler, hala hangi yeni doğum yapmış anne ile yazışsam aklıma geliyor. Empati ise empati. 🙂 Kabul, kötü halde zor. Fakat asla olanaksız değil. 🙂
O harbin içinde misiniz, girmeniz yakın mı bilmiyorum. Önerim kesin ve sabırlı olmanız. Desteğe çok ihtiyaç duyacaksınız o günlerde ve sonrasında. Sükunet en iyi destekçiniz… Bir de güzel müzik, esprili arkadaşları bol miktarda eve çağrı etmek, hatta doldurmak falan… Doğaya emin olun derim ben. O süt olacak, oraya gelecek. Eğer gerçek anlamda fizyolojik bir sorun yok ise her şey kafada başlıyor, gene kafada bitiyor. Nokta. :)Bebek doğdu. Sütünüz azca – çok var. Viyak viyak günler geçiriyorsunuz fakat yönetim de ediyorsunuz. Süper. Daha da çoğalsın, viyaklar azalsın istiyorsunuz. İşte ben de tam orada devreye girebileceğimi sanıyorum…
Bende en çok işe yarayanlar tahin helvası, kirli̧miş kuru soğan, özgü̧lanmış börülce, arpaşerbeti, kuru incir ve sütlaç oldu. Bir deneyin ve inattan kolay vazgeçmeyin derim. Arpaşerbeti en büyük kurtarıcılardan biridir. Yiyeni serinletir, bedensel ısıyı düşürür. Anadolu’nun en eski doğum sonrası geleneklerindendir ve binlerce senelik zamanı vardır.
50 gram kadar arpa, 1 Litre su, birazcık da bala ihtiyacınız var. Arpayı suya atın, kaynatın, sonrasında da bal ilave edin. Bu kadar. Ya da ısırgan deneyin. Sıcak suyun içine kuru ısırgan otu atın, bekleyin ve için. İşe yarar. “Böyle sevmem” diyorsanız hepimiz için mükemmel ısırgan çorbasına yol alabilirsiniz.
Taze ısırgan, kuru soğan, – şu ara mevsimi değil fakat kış için aklınızda olsun – havuç alıyorsunuz. Zeytinyağı, kavrulmuş un, gerektiği kadar da su ekliyorsunuz. Birazcık süt, tuz ve karabiber ile daha leziz olur. Detaylı bir tarife gerek yok sanıyorum, çorba icra eden hepimiz azca – çok anlamıştır. 🙂 Bunların hepsi hallenince bızzzt, blender. Servisten önce ortasına bir kaşık da süzme yoğurt eklerseniz enfes olur.
Paluze var, gene iyi bir öneri. Süt artırıcıların şahlarından biridir. 1 tatlı kaşığı buğday nişastası, 1 bardak su, 1 yiyecek kaşığı da pekmez… Nişasta kirli̧tikten sonrasında pekmezini de ekleyip kapatabilirsiniz. Sonrasında kaseye alın. Üzerine de tarçın serpersiniz, hepimiz yer. Nefistir. 🙂
“Aman çok şükür geride kaldı o işler, azca büyüdü bizimki, püre – mama zamanlarındayız” diyor iseniz de öncelikle geçmiş olsun der; sevgili arkadaşım İpek Kuşçu’dan el alarak şu tarifleri sizinle paylaşmaktan mutluluk duyarım:
Yemyeşil Püre
Kabak, zeytinyağı, bezelye (ya da taze fasulye) (ya da börülce?)
Azıcık su ile buharda yumuşatıyorsunuz sebzeleri. Çatalla eziyorsunuz. Zeytinyağı ekliyorsunuz ya da isterseniz bu kısmı “tereyağı” olarak değiştiriyorsunuz. Hazır oluyor. Kıvamı ile oynamak isterseniz de bu işi süt ya da su ile yapabilirsiniz.
Elma Yanaklar için Elmalı Püre
1 su bardağı su + 2 yiyecek kaşığı irmik + yarım deveci armudu + yarım elma = Bu.
Su ile irmiği kirli̧iriyorsunuz. Sonrasında gene buharda kirli̧irip çatalla ezdiğiniz sebzeleri ekliyorsunuz. Artık sizinkinin keyfine göre ister blenderdan geçirin, ister çatalla ezin, dişe gelir hale getirin. Bayılırlar. 🙂
Etli Şeyler
Minnak güçlendikçe mamalara et girer. Bebek büyür.
1 tatlı kaşığı ince bulgur, gene güz – kış döneminde 4 küçük havuç, çeyrek patates alıyorsunuz. 100 gram kadar da kuşbaşı kuzu eti, işte çeyrek soğan, yarım litre su, 1 yiyecek kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı filan… Eti kavuruyorsunuz soğan ile beraber. Sebzeleri küçük küçük ekliyorsunuz. Suyu da ısırıp kirli̧iriyorsunuz. Çatalla ya da blender ile devam edebilirsiniz.
Un kavurabilirsiniz. Bildiğiniz meyane kısaca. 🙂 1 su bardağı kadar iyi un alın. Yarım yiyecek kaşığı da probiyotik tereyağı ile başlayın. Tabanı kalınca bir tencerede önce unu pembeleştirin, sonrasında üzerine tereyağını ekleyip devam edin. Kavanoza aktarır, tüm mamalara birer kaşık eklersiniz. Candır.
Ebem Maması (Bu çok iyi bir tanım)
Gerçek ekmekten bir dilimi ufalayın. Sonrasında 1 yiyecek kaşığı probiyotik tereyağı, 1 tane gerçek köy yumurtası, 1 su bardağı gerçek süt, yarım çay bardağı da pekmez ile hazırlıyorsunuz. Birazcık daha büyük bebeklerde dövülmüş ceviz içi de ekleyebilirsiniz.
Tavaya ekmekleri atın, bir su bardağı da süt koyup ekmekler o sütü tamamen çekene kadar kısık ateşte kirli̧irin. Sonrasında diğer malzemeleri ilave edin, kirli̧irin, ezin. Topaç şeklinde yapar.
Patatesli Tahinli Mama
Orta boy patates, 1 yiyecek kaşığı da tahin… Özgü̧lanmış patatesi tahin ile ezerek hazırlanan bir ara öğün. Çok güçlü ve çok yararlı…
Lorlu Şeftalili Mama
1 orta boy olgun şeftali, 1 çay bardağı dolusu sütten evde kestirdiğiniz lor. Bu tarz şeyleri blenderdan geçirin. Tatlı tadı verir, yediğini sevdirir miniğe. 🙂
Doktorunuz avokado falan tavsiye ediyor ise evet, olur. Fakat hiçbir vakit ihmal etmeyin, bebek mamalarında en önemli şey kullandığınız malzemenin bütünüyle gerçekliği…
Ekmeği, unu, yumurtayı, sebzeleri olabildiğince iyi, gerçek, temiz olanlardan bulmalısınız. Tohumlar eski olmalı. Kırmızı ette benim tavsiyem küçükbaş eti. Gidip asortik yerlerden almaya, yok yere kazıklanmaya gerek yok. Gross marketlerden gönül rahatlığı ile alabilirsiniz. Doğu’nun binlerce küçükbaşı Migros seçimi gross marketlere satılıyor. Hiçbir sorun yok.
Avokado, muz falan… Orada evet, uzman değilim fakat ne nedir’i de azca çok bilirim. Muz mu yedireceksiniz? Gerçeğini, kısaca doğal olarak yetiştiği iklimden gelenini alın. “Yok onlar gemilerde sarartılıyormuş” korkusunu bir tarafa bırakın derim. Muz denilen meyvenin toprağı, iklimi “burası” değil “orası”. Türkiye’de yetişiyor mu, evet muza benzeyen bir şey yetişiyor. Fakat şartlar zorlanıyor. Bu da bileşik katkılar ile, en çok da doğum denetim inhibitörü verilerek yapılıyor. “Bu ne anlama gelir?” kısmını sormak için Yavuz Dizdar hocamı adres göstereyim. Benden de bu kadar diyeyim. 🙂 Sağım, solum, önüm, arkam “Bilmemneciler Birliği”, “Bilmemne Yetiştiricileri Derneği” davaları ile doldu. Bir – iki tane de bu hafta ekleniverir, şükür; onur duyuyorum. Hep de diyorum, beni sevse idiler kendimden şüphe ederdim. 🙂

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir