Anayasaya Aykırı Durumda Dilekçe Örneği

YARGITAY ( ) CEZA DAİRESİNE
GÖNDERİLMEK ÜZERE
İZMİR ÇOCUK MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI’NA

-Anayasaya Aykırılık İtirazı Var-
DOSYA NO :……/ ……. Esas
……/ ……. Karar
TEMYİZ EDEN
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK :
MÜDAFİİ : Av.
SUÇ :
SUÇ TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
TEBELÜĞ TARİHİ :
KONU : İzmir Çocuk Mahkemesi’nin ……./…… Esas – ………/……. Karar Sayılı……… tarihli kararın bozulması istemi ve 6217 sayılı Yasanın 13. maddesinin uygulanması açısından ANAYASA’YA aykırılık iddiamızı ve Anayasa Mahkemesi’nde görülmekte olan Eskişehir Çocuk Mahkemesi 2009/760 E. Ve 2011/311 K. Sayılı dosyasının BEKLETİCİ MESELE yapılmasını içeren dilekçedir.

USULE İLİŞKİN TALEPLERİMİZ:

1-14.04.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 13.maddesi ile ceza yargılamasında temyiz başvurularını temyiz harcı yatırılması şartına bağlı tutmuştur.

2-Anayasa’nın; “Hukuk devleti” (AY, m.2), “Kanun önünde eşitlik” (AY, m.10), “Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” (AY, m.11/2), “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” (AY, m.13), “Hak arama hürriyeti” (AY, m.36) ve “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” (AY, m. 90) maddelerine aykırılık taşıyan, 14.04.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 13. maddesi aşağıda sunacağımız nedenlerle Anayasa’ya aykırıdır. Şöyle ki;

3-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin; her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir şeklindeki düzenlemenin 6/3-c maddesi, “Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;” olarak açıkça belirtilmiştir.

4-Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi madde 3-1
“Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.”Görüşü esas alınarak, aynı sözleşmenin40-2.v) “Ceza yasasını ihlâl ettiği sonucuna varılması halinde, bu kararın ve bunun sonucu olarak alınan önlemlerin daha yüksek yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde yasaya uygun olarak incelenmesi” şeklindeki düzenlemeyle temyiz hakkını asgari güvence olarak belirlemiştir. Aynı güvence AİHS de ve buna bağlı olarak AİHM’nin birçok kararında da yer almaktadır.
Aynı sözleşmede“Bu amaçla ve uluslararası belgelerin ilgili hükümleri göz-önünde tutularak Taraf Devletler özellikle, şunları sağlarlar:”diye başlayarak 40/2-ii maddesnde, “Haklarındaki suçlamalardan kendilerinin hemen ve doğrudan doğruya; ya da uygun düşen durumlarda ana-babaları ya da yasal vasileri kanalı ile haberli kılınmak ve savunmalarının hazırlanıp sunulmasında gerekli yasal ya da uygun olan başka yardımdan yararlanmak”olarak açıkça belirtilmiştir. 40/2 iii) maddesinde “Yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde adli ya da başkaca uygun yardımdan yararlanarak ve özellikle çocuğun yaşı ve durumu göz önüne alınmak suretiyle kendisinin yüksek yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece, anne-babası veya yasal vasisi de hazır bulundurularak yasaya uygun biçimde adil bir duruşma ile konunun gecikmeksizin karara bağlanmasının sağlanması;” nı güvence altına almıştır.

5-Anayasa m.90/son uyarınca usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş olan sözleşmeler ile ulusal mevzuatın temel hak ve hürriyetlere ilişkin hükümleri arasında bir çelişki olması durumda ulusal makamlar konuyla ilgili uluslar arası sözleşme hükmünü uygulamakla yükümlüdürler.

6-Yukarıda belirtilen Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi dışında ayrıca Pekin Sözleşmesi uyarınca çocuklar yargılama sırasında almış oldukları hukuki yardıma ilişkin ücret ödeme yükümlülüğü altına sokulamazlar.

7–Anayasa’nın 36.maddesi hak arama hürriyeti başlığı ile herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu kuralını getirmiştir. Herhangi bir kısıtlama ve engellemeye bağlanmadan herkese tanınmış olan bu hak yalnızca yargılama aşamasının adilliğini değil ve fakat kararın infazına kadar geçen tüm sürecin adilliğini ifade eder. Mahkemelerce verilen kararların hukukilik denetiminin sağlanması ise adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.

8-6217 sayılı yasa yargı hizmetlerini hızlandırmak gerekçesiyle, Anayasa ile güvence altına alınmış ilkeleri ve uluslararası sözleşmelerle belirlenen evrensel hukuk ilkelerini yok sayan bir düzenleme getirmiştir. Yargı hizmetlerini hızlandırmak ne kadar devletin sorumluluğu ise aynı zamanda kişilerin hak arama ve adalete erişim haklarının korunması için gerekli tedbirleri almak da o derece devletin sorumluluğudur.Bu nedenlerle; Temyiz harcını karşılayabilecek ekonomik olanağa sahip olmayan kişi için yasa yoluna gitme imkanını kaldırmak çağdaş insan hakları ve özgürlükleri fikri ile çelişen, kabul edilemez bir durumdur.

9–Bu nedenle Ceza yargılamasında temyiz harcını karşılayamadığı için yerel mahkeme kararının hukukilik denetimini gerçekleştiremeyen suça sürüklenen çocuk için hak arama özgürlüğünü ortadan kaldıran bu uygulama Anayasa’nın ihlali anlamına gelmektedir.

10–6217 sayılı Yasanın 13. maddesi yukarıda bahsetmiş olduğumuz nedenlerle Anayasanın 36. maddesine (adil yargılanma hakkı) ve Anayasanın 13.maddesi (Sınırlamanın Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz) hükümleri ile çelişmektedir.

11-CMK’nın 5560 sayılı kanunla değişik 150. maddesi incelediğinde aşağıdaki kişilere avukat tayini kendi iradelerine bakılmaksızın zorunludur:
a-18 Yaşını doldurmamışlar
b-Sağır ve dilsizler
c-Kendini savunamayacak derecede malul olanlar
d-Alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlar

12-Görüldüğü üzere CMK’nın 150. maddesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi altında (özellikle 3. paragrafında) düzenlenen adil yargılanma hakkının gerektiği şekilde yerine getirilmesini amaçlamıştır.

13-Dolayısıyla toplumun daha fazla korunmaya ihtiyacı olan kesimlerinin hukuk ve sosyal devlet olma ilkesinden de yola çıkılarak ücretsiz hukuki yardımdan yararlanmaları amaçlanmıştır.

14-Üstelik getirilen düzenlemede uygulamada yaratacağı sorunlar ise tümüyle göz ardı edilmiştir. Bilinmelidir ki; 6217 sayılı yasanın -en azından- kendisine CMK kapsamında müdafi/vekil görevlendirilmesi talep edilen kişilerin temyiz taleplerinde uygulanması fiilen mümkün değildir.

15-Bilindiği üzere CMK kapsamında müdafi ve vekil görevlendirilmesine ilişkin uygulama “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik” hükümleriyle belirlenmiştir.

16-Söz konusu yönetmelikte herhangi bir ödenebilir gider tanımına yer verilmemiştir. Yönetmelik 4. maddesinde yer alan ücrete ilişkin düzenlemede ise “10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca mutat olan taşıta göre gerçek masraf üzerinden yapılan zorunlu yol giderlerini, acele ve zorunlu hâllerde ise, bu Yönetmeliğin 11 inci maddesinde sayılan mercilerin kabulü üzerine mutat taşıt dışındaki araçlarla yapılan zorunlu yol giderlerini” karşılanabilir gider olarak belirlemiştir.

17-Bu nedenle; Avukat yardımından yararlanma olanağı bulunmadığı ve yasal şartları buna uyduğu için kendisine Barodan avukat görevlendirilmesi talebinde bulunan kişilerden mahkeme tarafından verilen kararın temyizi için yönetmelikte bile tarif edilmeyen bir gider/harç talep edilmesi, CMK kapsamında müdafi/vekil görevlendirmesi sisteminin özüne aykırı bir uygulamadır.

18-Hem Avukatlık Kanunu, Hem Avukatlık Meslek Kuralları ve hem de CMK Yönetmeliği gereğince, Baro tarafından görevlendirilen avukat, üzerine aldığı görevi hüküm kesinleşene kadar sürdürmek zorundadır. Bu zorunluluk aleyhe olan hükümlerin temyizini de kapsar. Sanık adına bir kısım harcamaların yapılması ise avukatın görevleri arasında değildir.

19-Avukatın görevi olmadığı hususu bir yana bırakıldığında bile, Müdafilere ödenen ücretin komikliği ve ödeme zamanlarının uzunluğu ve yönetmelikle zorunlu yol gideri dışında avukatın yapacağı hiçbir giderin karşılanmayacağı şeklindeki hüküm karşısında temyiz harcının temyiz talebinde bulunan müdafi tarafından karşılanmasını beklemek de mümkün değildir.

20-Kamu adına dava açtıktan sonra hiçbir kabulü olmadığı halde bir kişiyi ceza yargılamasına muhatap kıldıktan sonra verilen kararın hukuka aykırılığı iddiasını Yargıtay’a taşımak isteyen sanığa masraf/harç mecburiyeti yüklemek ise ceza yargılamasında adalete erişimin engellenmesi anlamına gelir ve ceza yargılamasının “herkes kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı ile mahkum edilmedikçe masum sayılacağı” ilkesinin ruhuna aykırıdır. Adaletin hızlandırılması gerekçesi ile dayatılmak istenen aslında adalete erişimin engellenmesidir.

21-Ceza Muhakemesi Kanununda şüpheli veya sanığın savunma hakkını daha güvenli ve etkin kullanabilmesi, şayet bu hakkı kullanabilecek durumda değilse, bu kez savunma hakkının kamusal görev üstlenen kişilerce kullanılabilmesini sağlamak üzere güvence niteliğinde hükümler getirildiği, bu bağlamda Kanunun 150. maddesinin birinci fıkrasında, müdafii seçebilecek durumda olmadığını belirten şüpheli veya sanığın istemi halinde savunma için kendilerine müdafii görevlendirilmesine olanak sağlandığı, ikinci fıkrasında da, bazı kişilerin kendilerini yeterince savunamayacakları düşüncesinden hareketle, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığın; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması halinde, istemleri aranmaksızın bunlara bir müdafii görevlendirilmesi ilkesinin benimsendiği, aynı Kanunun 324. maddesinde, harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama giderlerinden sayılacağının hükme bağlandığı, yine benzer biçimde Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince barolar tarafından görevlendirilen müdafii veya vekile tarife gereğince ödenen meblağ ile zorunlu yol giderlerinin yargılama giderlerinden sayılacağının belirtildiği, Kanunun 325. maddesinde ise, cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi halinde bütün yargılama giderlerinin sanığa yükleneceği kuralının getirildiği, öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90/son maddesinde, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağının ifade edildiği, Devletimiz tarafından kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin dürüst yargılanma haklarının asgari şartlarını gösteren 6. maddesinin (3-c) bendinde de, şüpheli veya sanığın nın bulunduğunun açıklandığı, iç hukukumuzda ve tarafı bulunduğumuz Sözleşmede mevcut bu ilkeler karşısında, AİHS’nin temel hakka ilişkin hüküm içeren 6. maddesinin, iç hukukumuzda aynı konuda yasa ve yönetmeliklerle getirilen ve yukarıda işaret edilen düzenlemelere nazaran öncelikle uygulanması gerektiği, o nedenle kendisini yeterince savunamayacağı yasada karine olarak öngörülüp adaletin gerçekleşmesi bakımından savunması için kendisine müdafi görevlendirilen şüpheli veya sanığın, mahkumiyeti halinde diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün ise de, hükmün verildiği tarihte müdafi tutmak için gerekli mali olanaklara sahip bulunduğunun saptanamaması halinde, Yönetmelik ve Tarife gereği müdafie ödenen veya ödenecek olan ücretin kendisinden tahsiline olanak bulunmadığı, bu itibarla onsekiz yaşını bitirmeyen sanığın savunması için yasa gereği görevlendirilen müdafie ödenen ücretin kişisel geliri saptanamayan sanıktan tahsil edilemeyeceği gözetilmeden, sanığa yüklenen yargılama giderlerine bu ücretin de dahil edilmesi, (T.C. YARGITAY 9. Ceza Dairesi Esas: 2008/19581 Karar: 2010/12260 Karar Tarihi: 07.12.2010)

22-Yine Ceza yargılamasına ilişkin yargılama giderleri CMK 324/4 gereğince İcra iflas Kanunu gereğince yerine getirileceği ve CMK 325/4 maddesi gereği cezaya ilişkin hükümlerin kesinleşmeden infaz olunamayacağı açıkken yargılama giderlerinden olan temyiz harcının peşin olarak alınması ceza yargılamasında adalete erişimin engellenmesidir.

23-Bununla birlikte, kanun yollarına başvuru sonucunda giderleri düzenleyen CMK 330/1 maddesi “Kanun yollarından birine başvuran taraf, bu başvurusunu geri almasından veya başvurunun reddolunmasından ileri gelen giderleri öder. Kanun yollarına başvuran Cumhuriyet savcısı ise, sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet Hazinesine yükletilir.” şeklindedir. Kanun yoluna başvuran savcının temyiz harcının Devlet Hazinesince karşılanacak olması hem “masumiyet” hem de diğer bir ceza yargılaması ilkesi olan “SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ”ne dolayısıyla Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır.

24-Bu yönüyle 6217 sayılı Yasanın 13. maddesi; adalet ve hukuki güvenlik duygularını sarsmakta ve hukuk devleti ilkesine aykırılık taşımaktadır

ESASA İLİŞKİN TALEPLERİMİZ:

……..

…….

…….

SONUÇ VE İSTEM:

Yukarıda sunulu ve resen tespit edilecek nedenlerle;

1-14.04.2011 tarihli 6217 sayılı yasanın 13. Maddesinin Anayasa’nın 2., 10., 13., ve 36. maddelerine aykırı olması nedeniyle dava dosyasının İptali istemiyle ANAYASA MAHKEMESİNE gönderilmesine karar verilmesini ve karar verilinceye kadar temyiz süresinin saklı tutulmasını,

2- Eskişehir Çocuk Mahkemesi’nin 2…./……E. ve 2011/ ……. K. Sayılı dosyası, 6217 sayılı yasanın 13. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmiş olup, bu durumun BEKLETİCİ MESELE yapılmasına karar verilmesini,

3-Usul, yasa ve ilgili uluslararası sözleşmelere aykırı olan mahkumiyet kararının sanık lehine bozulmasını;

4-Temyiz talebimize konu kararın verildiği dosyada mahkemenizin talebi üzerine İzmir Barosu Başkanlığı tarafından görevlendirilmiş bulunduğum, CMK kapsamında müdafi ve vekil görevlendirilmesinin “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik” e tabi olduğu ve Yönetmelik’in 4.maddesinde ise “10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca mutat olan taşıta göre gerçek masraf üzerinden yapılan zorunlu yol giderlerini, acele ve zorunlu hâllerde ise, bu Yönetmeliğin 11 inci maddesinde sayılan mercilerin kabulü üzerine mutat taşıt dışındaki araçlarla yapılan zorunlu yol giderleri”nin karşılanabilir gider olarak belirlendiği,

Müdafi tarafından böyle bir giderin karşılanmasının mümkün olmadığı düşünülerek,

Yasal mesleki sorumluluk gereği süresi içerisinde mahkemenize ibraz edilen temyiz talebimizin kabulüne karar verilmesini,

Doğası ve Usulü gereği kendiliğinden Avukatın hukuki yardımına erişemeyecek durumda olduğu ve yasal şartları buna uyduğu için kendisine Baro tarafından ücretsiz olarak avukat görevlendirilmesi talebinde bulunan kişilerden mahkeme tarafından verilen kararın temyizi için harç talep edilmesi, CMK kapsamında müdafi/vekil görevlendirmesi sisteminin özüne aykırı bir uygulama olduğu ve 6217 sayılı yasanın kendisine CMK kapsamında müdafi/vekil görevlendirilmesi talep edilen kişilerin temyiz taleplerinde uygulanması mümkün olamayacağı ve CMK kapsamında yapılan görevlendirmelerin temyiz harcına tabi olamayacağını düşündüğümüzden temyiz dilekçemizin harç istenmeksizin kabul edilerek Yargıtay’a gönderilmek suretiyle Yargıtay tarafından bu konuda bir karar verilmesinin sağlanmasını,

5-Tüm taleplerimizin reddi ve 6217 sayılı yasanın CMK kapsamında kendisine müdafi/vekil görevlendirilen kişilerin temyiz taleplerine de uygulanacak olması halinde ise;

Baro tarafından görevlendirilen avukatın temyiz talebine ilişkin harcı ödemesi konusunda yasal bir yükümlülüğünün bulunmadığını,

CMK görevlendirmelerinde tüm masraf ve giderlerin savcılık tarafından ödeneceğine ilişkin mevzuat gereğince talep edilecek temyiz harcının YARGILAMA GİDERLERİNE eklenmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığından istenmesini,

6– Son olarak ise yine tüm taleplerimizin reddi halinde CMK gereğince görevlendirilmiş olduğum müvekkile ulaşmam mümkün olmadığından, Mahkemece harcın ödenmesi konusunda müvekkile bilgi verilmesi ve harç tamamlanana veya bu konudaki ihtar sonuçlanana kadar temyiz süresinin saklı tutulmasını

7-………………………………………………………….

8-………………………………………………………….

9-…………………………………………………………………………..
………. olarak dileriz.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK
 
MÜDAFİİ/VEKİLİ

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir